Günlük Parçaları – 28 – Tatil Mutsuzluğu

Günlük Parçaları - 28 - Tatil Mutsuzluğu

03.05.2018 – Beşiktaş/Ev

Selam gençlik, yeni günlükten hepinize merhabalar. Nasılsınız? Ben de iyiyim sağ olun. Bodrum defterini bitirdim, bu sefer ince Moleskine ile devam edeyim dedim. Hazır yeni defter, derin bazı mevzulara mı girsek ne yapsak?

Telefonuma aklıma gelen bir düşünceyi not almıştım, oradan başlayayım, aynen yazıyorum. Ama öncesinde bir çay koyacağım, yeni defterin şerefine bir kupa Earl Grey.

… Evet çayımızı koyduk, kendisi birazcık demlenirken ben devam edeyim.

Not aldığım düşünceyi aynen yazıyorum: “Bazen yaşamak hakkında düşünmekten yaşamaya zamanım kalmıyormuş gibi geliyor.” Bunu 2-3 gün önce Alanya’da tatildeyken yazmıştım. Yani şöyle şezlongta yatıyorsun, önünde deniz falan, o anın içinde olacağına benim kafada filler tepişiyor. Yok onu öyle mi yapmalıydım, yok doğru bu mu?

Tatillerde falan bana iyice geliyorlar. Bazen diyorum ki kafamın düşünmesine izin vermemem lazım çok, yoksa işte böyle triplere giriyor insan. Ama gerçekten bazen böyle hissediyorum. Bir nevi şu mutlu muyum diye düşünen insan mutlu değildir misali. Bu bana özgü bir şey mi, yoksa herkes böyle mi onu da bilmiyorum. Ya da bu normal mi değil mi? Kime göre neye göre normal gerçi orası da meçhul.

Bu konuda sanki biraz meditasyon işime yarıyor. Düşüncelerimi toplama konusunda özellikle. Aman neyse, belki de akışına bıraksak daha iyi. Baksana şu anda bile aslında aynı şeyi yapıyorum. Çıkarsana şu yeni deftere yazı yazmanın keyfini.

Tatil Huzursuzluğu

Buradan hop bir başka düşünceye geçeyim. Bu da dün aklıma gelmişti. Bu sabah unutmayayım diye telefona iki satır not almıştım. Yine en iyisi direkt buraya yazayım. Diyor ki şair: “Tatilde olmadığım zaman daha mı mutluyum lan? Normal rutin düzenimde aslında hayatımdan memnunum. Tatil düzenimi bozunca gıcık oluyorum. Rutin hayatın kendisini asıl sevmek lazım ki insan tatile ihtiyaç duymasın. Ben acaba yakın mıyım bu duruma?”

Kabul ediyorum biraz kafası karışık bir düşünce bu. Sonuçta tatili niye sevmeyeceksin yani. Ama galiba biraz anlatmaya çalıştığım asıl bu tatile ihtiyaç duyma olayından kurtulmanın gerekliliği. Sonrasında git yine tatile keyfini çıkar.

Ama bu bütün yıl çalış, 2 hafta tatil yap olayı insanın doğasına aykırı. İnsanın bir kere normal yaşantısından memnun olması lazım ki böyle tatil tatil diye çıldırmasın. Beni alsan, şu anki hayatımda Bodrum’a koysan benden mutlusu olmaz herhalde. Bir denizim eksik yani. (İstanbul’un denizini denizden saymıyorum.)

İnsanların biraz bunlara kafa yorması lazım. Gerçi belki yoruyorlardır, kendi kendimize varsayımlar yapmayalım. Neyse, açılış için bu kadar kafa yormak yeter. Önümüzdeki günlerde görüşürüz, ben çayıma devam edeyim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir