Konstantiniyye Oteli – Zülfü Livaneli

Konstantiniyye Oteli - Zülfü Livaneli

Her şeyi ve herkesi anlamaya çalışan, dünyayı değiştirmeye kalkmadan önce kendisini değiştirmeye gayret eden, “eğer bir kavga varsa kusur iki taraftadır” diyerek hayatı ılımlılık olarak anlayan, yani gerçek olamayacak kadar bilgeleşen işçi emeklisi babası.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.31

Senin de kokun çok güzel demek istedi ama o, Emre gibi, düşünceleri ve duyguları kelimelere dökmeye meraklı olmadığı, hatta tam tersine, böyle şeylerin dile getirilmediği zaman daha değerli olduğunu düşündüğü için söylemedi.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.50

Bir toplumun müziği bozuldu mu, o toplumda pek çok şey bozulmuş demektir.

-Konfüçyüs

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.74

Yalnız babasının değil, ona acılardan geçmiş, çaresizlik, yoksulluk, savaş, iç çatışma, salgın hastalık gibi birçok nedenle yaralanmış olan halkın da hayata karşı tavrı buydu. ‘Sus, dua et ve katlan! Alnına ne yazılmışsa o gelir başına.’

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.85

“Kazım onu sikiyodu da ondan.” O köyde herkes böyle konuşurdu, diğer Anadolu köyleri gibi. Çünkü çocuklar bu işi yapan hayvanlarla iç içe büyürler, anaları babalarıyla aynı odada yatarlardı. Doğma, üreme, ölme, hatta öldürme çok doğaldı onlar için.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.106

Ama bilmediği şey kimsenin anasından böyle doğmadığı; çekilen acıların bazı insanları çileden çıkararak her şeye düşman ederken, ender olarak bazılarını da bilgeliğe kavuşturduğuydu.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.133

Çünkü Türklerin çoğu gibi onların da iç dünyası yok. Kendi ahlaki değer ölçülerine göre değil, başkalarına nasıl göründüklerini düşünerek yaşıyorlar. Başkaları tanımlıyor oların değerini ya da değersizliğini.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.141

Gerçek her zaman iyi midir? Daha doğrusu gerçeği ortaya çıkarmak her zaman iyi sonuç verir mi, yoksa yaşayabilmeleri için, insanların sahte dünyalarına göz yummak daha mı doğru?

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.174

Ölçü sorunu vardır bu milletin. Bu ülkede görev yapan yabancı diplomatlar “Türklerin çiğneyemeyeceği kadar büyük lokma ısırdığını” söylerler. Başbakanları dünyanın en büyük lideri, ekonomileri herkesi hayran bırakacak bir ekonomi, tarihleri kimselerde rastlanmayacak kadar ihtişamlı bir tarih, erkeklerin cinsel gücü bütün Batılı kadınları aşık edecek kadar muhteşem, dürüstlükleri ise göz yaşartıcı cinstendir.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.162

Defne zekasıyla, toplumun binlerce yıl içinde oluşturduğu geleneklere uyarak yaşamanın, konfor ve güvenlik sağladığını keşfetmişti.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.177

Recep İvedik tiplemesi para kazandığı için iğrençleşti.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.209

Serhat’ın da en büyük hayali bu darülharp ülkesinden ve laik domuzlardan kurtulmak, şeriatın hüküm sürdüğü, hırsızlık yapanın elinin kesildiği, zina işleyenlerin ve küffarın katledildiği o temiz, o aydınlık, o islam kokan topraklara ulaşmaktı.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.216

İçinde yaşadığı ailenin ve çevrenin en iyi roman konusu olduğunu anlayacak olgunluktan uzaktı henüz. Kendisini sürekli okuduğu Batılı yazarların yerine koyuyor, onlarla özdeşlik kuruyordu, çünkü henüz yurtdışına çıkmamış, Batı’daki Türk algısını yaşamamıştı. Yoksa bir Türk olarak kendisinin; sandığı ve özdeşleştiği gibi; filmlerdeki kahraman kovboy değil Kızılderili, beyaz değil zenci, İngiliz değil Hintli yerine konduğunu anlardı. Ama henüz uzaktı bu anlayıştan, çünkü kendi ülkesinde Batı’da olduğu gibi ikinci, üçüncü sınıf insan değildi; Türklere öyle bakılacağını da bilmiyordu.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.238

Böyle olaylarda pek sık görüldüğü gibi hayat kendini düzeltecek, ikisine de eski yaşamları bir düş gibi gelmeye başlayacak. İyi ki de öyle; çünkü geleneksel Anadolu ailelerine mensup olsalar, böyle bir hikayenin (aldatma) kansız bitmesine olanak yoktu.

Zülfü Livaneli, Konstantiniyye Oteli, S.329

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.