3 Kasım 2019 – İstanbul Maratonu

İstanbul Maratonu Alican

Dün hayatımdaki ilk maratonumu koştum. Maratonun bitişinden yaklaşık 29 saat geçti diyebiliriz. En baştan söyleyeyim galiba hayatımda bugüne kadar yaptığım en zor şeydi. Detaylarını anlatacağım ama özet geçmek gerekirse 42.2km başlı başına farklı bir dünyaymış. Daha önce birçok yarı maraton koşmuştum ama bu sanki 2 değil 10 tane yarı maraton koşmak gibiymiş. Maratonun kendisi yetmiyormuş gibi yarışta beklemediğim bazı şeyler de ters gitti. Ya da belki de bunların ters gitmesi maratonda normal olan bilemiyorum. Sonuç olarak benim için hem ilk maratonum olması açısından gurur verici oldu, hem de zorluğu açısından iyi bir tecrübe oldu.

Hasar Raporu

Yarışı anlatmadan önce şu anda nasıl hissettiğimden bahsetmek istiyorum birazcık. Sabah daha da kötüydüm ama şu anda da mükemmel bir konumda sayılmam. Öncelikle bacaklarım bitmiş durumda, kaskatılar. Kaskatı olmanın dışında sol dizimde hiç hoşuma gitmeyen bir ağrı var. Hatta yan tarafında da hafif bir kızarıklık var. Ne olduğunu bilmiyorum tabi ama normal bir yorgunluk ağrısına hiç benzemiyor. Sağ ayağımın altında ayağımı ele geçirmeye çalışan 3cm falan çapında bir su toplaması var. Üstüne basınca çok can yakıyor. Bir tane tırnağım da yüksek ihtimalle düşecek. Açıkçası bu hasarları düşünmekten daha 42.2km bitirmiş olmanın farkındalığını çok yaşayamıyorum. Ara ara gidip geliyor o farkındalık. Herhalde zaman geçtikçe maraton koşmuş olmanın tadına daha çok varacağım. Öncelikle şu sol dizimdeki ağrının geçici küçük bir şey olduğunu umarak biraz da maraton gününü anlatmaya başlayayım.

En baştan söyleyeyim galiba hayatımda bugüne kadar yaptığım en zor şeydi.

Vodafone İstanbul Maratonu Hazırlık

Maraton Sabahı

Aslında maraton sonrası hemen düşüncelerimi yazarım ne güzel olur diyordum ama dünkü halim hiç maratonla ilgili yazı yazacak şekilde değildi. Neyse. Maraton sabahı 4:15 gibi kalktım. Zaten bütün hafta boyunca iyi beslenerek ve uyuyarak kendimce kafamdaki bütün hazırlığı yapmıştım. Heyecanlıydım da, erken kalkmak hiç sorun olmadı. Güzel bir kahvaltı yaptım. Bol bol maraton öncesi yenecek yiyecekler yedim. Güzelce hazırlandım ettim. Keyifli bir maraton sabahı oldu.

Maraton alanına götürecek otobüsler normalde çok kalabalık olduğu için vakitlice evden çıktım. Metroya yürüdüm. Yollar zaten kapanmıştı maraton için. Taksim’e gittim. Maraton otobüsüne bindim. Pek kalabalık yoktu daha. Zaten muhtemelen ilk otobüsle falan vardım start noktasına. Hava daha aydınlanmamıştı. Biraz etrafta dolandım, biraz oturdum. Kafamı boşalttım. Eşyalarımı hallettim. Yarış öncesi tuvalet işlerimi hallettim. Bir muz yedim. Start anına kadar her şey planladığım gibi gitti ve en sonunda start verildi.

İstanbul Maratonu Parkur

Başlıyoruz

Start ve öncesindeki dakikalar güzeldi. O bütün çalışmalar bunun içindi hissi. İşte geldik başlıyoruz hissi. Yarış benim beklediğim gibi, daha doğrusu planladığım gibi başladı. Yarışın başı yokuşluydu, hiç kendimi yormadan basit bir tempoda devam ettim. İlk yokuşlu kısımları geçtikten sonra zaten hedefim ilk yarıyı 1:52’lik bir süreyle bitirmekti. Onun için de 5:20-5:30’luk bir tempoda gitmeyi planlıyordum. Ki öyle de oldu. Ben 21.1km’den 1:52:30 gibi bir dereceyle geçtim.

O bütün çalışmalar bunun içindi hissi. İşte geldik başlıyoruz hissi.

Arada bir iki kere tempomun düştüğünü hissedip biraz yükselttim tempomu. Belki de ikinci yarıda başıma geleceklere bu sebep oldu bilemiyorum. Ya da belki de en başından 4:00’lık bir maraton hedefi ve ilk yarıda 1:52 hedefi benim için fazlaydı. Öncesinden daha kısa mesafe derecelerime bakıp beklentimin ne olabileceğini araştırdığımda mantıklı geliyordu bu hedefler ama bilemiyorum tabi. Ya benim gerçekçi hedeflerim yokmuş, ya da o gün şu anda bilmediğim şeyler yüzünden bir şeyler ters gitti. Neyse bunlara sonra geleceğiz zaten.

Vodafone İstanbul Maratonu

Shit Starts Happening

Bu arada buradan Alkın ve Megan’a da çok teşekkür etmek isterim, sağ olsunlar beni 8km civarında bekliyorlardı. 🙂 Maratonun ilk yarısı kısaca güzel ve plana uygun geçti. Gelelim ikinci yarısına. 25km civarında ilk sorunları yaşamaya başladım. 5:30-5:40 civarı bir tempo istiyordum bu noktalarda ama bu tempoyu tutturmakta çok zorlanmaya başladım. Tempom 6:00’lara kadar düştü. Aslında bu noktaya gelene kadar jellerimi ve sıvı alımımı da düzgün yapmıştım, ya da ben öyle zannediyorum. Ama sonuç olarak 25-30km arası fazlasıyla zorlandım. Hatta bacaklarımdaki acıdan ve vücud olarak eforumdan rahatsız olarak km başına 10-20sn’lik yürümeler yaşadım. Bir umut tempomu düşürüp devam ederim ve bu durum düzelir diyordum ama 30km civarına geldiğimde bitik bir durumdaydım. Koşacak enerjiyi kendimde bulamıyordum. Bir şeyler yiyerek durumu toparlamaya çalıştım ama midem de pek bir şey alacak durumda değildi.

Bir Umut ve Things Fall Apart

Bu sırada beni biraz canlandıran bir şey oldu. 4:00 saat pacer’ı bana yetişti. Aslında bu noktada 4:00 hedefi benim için çoktan bitti diyordum ama pacer’ı görmek bana biraz enerji verdi. Bir umut belki hala 4:00 yapabilirim dedim. Galiba 1-2km pacer’ı takip edebildim ama nabzım 180’leri zorlar, hatta geçer oldu ve ben de zaten pacer’ın temposunda bu işi sürdüremeyeceğimi anlayıp yavaşladım. Zaten bu pacer’ı takip etme işi beni iyice bitirdi. 35km civarındaydım herhalde. Midem iyice alt üst olmuştu. Düşük tempo koşu ve yürüyüş arasında gidip gelmeme rağmen nabzımın 200’lere çıktığı, gözümün karardığı anlar oldu ve artık biraz sağlığımdan da endişelenmeye başlayıp iyice yavaşladım, daha çok yürüme moduna geçtim. Zaten aralarda koşmayı deneyecek olduğum anlarda da bacaklarımdaki acı buna pek izin vermiyordu.

Vodafone İstanbul Maratonu Alican

Finish

Kendimi biraz olsun toparlamam herhalde 38. km’yi buldu. O ana kadar en azından ağzıma bir iki parça muz atmayı başardım, biraz da soluklandım. Acı çekerek de olsa yavaş bir tempoda, 7:00 pace civarı, koşmaya tekrar başladım. Finish’e kadar da, arada küçük yürüme araları olsa da, bu tempoyu koruyabildim ve 4:19:57 derece ile maratonu bitirdim.

Son 3-4km’deki motivasyonum birazcık şöyleydi: 5 saatte bitirmiş olmak istemiyorum, en azından 4:30’un altına hala inebilirim; mümkün olduğunca koşarak tamamlamak istiyorum tempom ne olursa olsun; bu acı bir an önce bitsin istiyorum, ne kadar çabuk bitirebilirsem o kadar çabuk bitecek bu çile. Bu düşünceler eşliğinde finish’e ulaştım.

Vodafone İstanbul Maratonu

Son 1km iki tarafta destekleyen insanlar çoğaldı. Güzel bir kalabalık oluşmuş. Bana büyük enerji verdiler ve bir şekilde bitirdim. Şu anda 4:19:57 derecem, 4:00:00 hedefimin uzağında olsa da bana kötü gelmiyor. Hem 4:00:00 ve 4:19:57 yine de birbirine aşırı uzak gelmiyor; hem de bundan daha önemlisi yarışın en kötü anlarında kafamda 5:00:00 ihtimalleri varken o anlardan çıkıp 4:19:57’ye vardığım için mutluyum.

Retrospective

Yarış öncesinde, yarış bittikten sonra kafamda oluşacak düşünceleri tahmin etmeye çalışıyordum. Acaba kesinlikle bir daha yapmayacağım mı diyecektim? Pek öyle olmadı açıkçası. Kendimi bok gibi hissetsem de mutluydum ve daha çok çalışıp daha iyi bir derece elde etmek vardı kafamda. Hala da öyle. Şu anda şu hasarlarım bir geçsin diyorum, ve ne kötü gitti ne daha iyi olurdu diye geriye dönük analiz etmeye çalışıyorum.

25km’den sonraki çöküşümü pek anlayabilmiş değilim. Yani daha önceden 30km ve 32km koşmuştum ve böyle şeyler olmamıştı. O koşuların datasını bir kontrol edeceğim tempom buradakine benzer miymiş diye. Acaba ilk yarıyı koşma tempom, plana uygun olsa da benim için çok mu fazlaydı? 32km’den sonra ne olsa pek şaşırmayacaktım ama bunların 25km’den sonra başlaması beni biraz şaşırttı. Veya bilmiyorum belki sadece dün pek iyi bir durumda değildi vücudum. Koşunun bir gün öncesine kadar vücudumda sanki hasta olacakmışım gibi hafif bir halsizlik ve kırgınlık vardı. Belki de bu yüzdendir. Bilemiyorum.

Vodafone İstanbul Maratonu Finish

Ben biraz daha kendimce irdeleyeceğim bu durumu ama her ne olursa olsun müthiş bir tecrübeydi. Giderek daha da farkına varıyorum bunun. Bunları yazmak da bu farkındalığı arttırdı. Güzel şey yazmak. Umarım şu hasarlarımı çabuk gideririm ve bir an önce kendimi geliştirmeye devam ederim.

9 gün sonra güncel hasar raporu: Maratondan 9 gün sonra yukarıda bahsettiğim hasarlar giderilmiş durumda. Dizim için doktora gittim, önemli bir şey gibi durmadığını, ağrım bir hafta içinde geçmezse tekrar gelmemi söyledi. Ağrım geçti bile. Ayağımın altındaki canavar su toplaması dirençli çıktı, kendine kendine hiç iyileşmedi. Onun için de doktora gittim, doktor kendisi patlatıp temizledi, şu anda o da hallolmuş durumda. Bir ayak tırnağım da düşecek ama çok yabancısı olduğumuz bir durum değil. 🙂 2 gün önce çıkıp bir 6km koştum, her şey yolunda.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.