Eski Bir BJJ (Brazilian Jiu Jitsu) ve Düzenli Spora Bakış Hikayesi

BJJ

Not: Aralarda arşivleri karıştırıp eski yazdığım yazılara bakıyorum. Kimilerini bir yerlerde paylaşmışım, kimilerini sadece ben biliyorum. Bir aralar bir arkadaşımla BJJ dersleri alıyorduk. Temmuz 2017 civarı bununla ilgili aşağıdaki yazıyı yazmışım. Paylaşayım dedim.

Nedendir bilmiyorum sportif aktivitelere hep yatkın olsam da şu düzenli spor yapma işinde hep çok zorlanmışımdır. Arkadaşlar halı saha var desinler, hadi iki basket atalım desinler hep koşa koşa gitmişimdir. Ama gel gör ki şu düzenli spor salonuna gidip fitness ile uğraşmak işini bir türlü oturtamadım. Ama geçenlerde farkettim ki belki de benim düzenli spor anlayışım yanlış. Önceki cümlemden de anlamışşınızdır belki, düzenli sporu ben hep bir şekilde bir spor salonuna gidip belli bir fitness programını takip etmek olarak algılamışımdır. Ta ki geçenlerde bir arkadaşımla BJJ (Brazilian Jiu Jitsu) öğrenmeye başladığımızdan beri.

İlk önce söylemeliyim ki kesinlikle BJJ hakkında zerre ahkam kesecek durumda değilim, topu topu üç beş ders aldım. Ben bugün daha çok kendi kafamdaki düzenli spor anlayışının değişiminden bahsetmek istiyorum.

Spor Hedefi Sorunsalı

Yıllardır hep kendime hedefler koymuşumdur, yıl boyunca bilmem kaç kere spor yapacağım, haftada şu kadar spor salonuna gideceğim vs vs diye. Zaman zaman bu hedefleri tutturdum zaman zaman ise olmadı. Ama hedefler tutsun tutmasın hep zorlandım kıçımı kaldırıp koyduğum hedef uğruna spor salonuna gitmeye. Aslında spor anlayışım eskiden de sadece spor salonuna gidip ağırlık kaldırıp koşu bandında koşmak değildi. Halı sahaya gittiğimde onu da spordan sayardım. Ama aynı zamanda kafamda hep halı sahaya falan gitmekle düzenli spor olmayacağı, illa ki düzenli bir fitness programı takip edilmesi gerektiği vardı. Şimdi BJJ sayesinde fark ediyorum ki iş öyle değilmiş. Belli bir disiplinle, düzenli bir şekilde ve kendini de geliştirme amacıyla yaparsan halı saha da düzenli spor olurmuş. Tabi dediğim gibi öyle sadece eğlence için değil, işi ciddiyetle ele alıp, işin spor yönünü de düşünüp, kendini geliştirme amacı da olmalı.

Neyse çok uzattım, konumuz halı saha değil sonuçta. Ben yakın tarihteki BJJ anılarımdan bahsetmek istiyorum. İtiraf etmeliyim ki arkadaşımla beraber ilk dersten sonra BJJ pek bana göre değil galiba dedim. Hayatımda ilk defa dövüş sporlarıyla ilgilenmeye çalıştığım için bir yerimin falan sakatlanma ihtimali çok yüksek geldi bana. Ama arkadaşım dedi ki, ulan bir on ders alalım en azından, ölmezsin, ben de kendisini haklı buldum devam ettik.

Belli bir disiplinle, düzenli bir şekilde ve kendini de geliştirme amacıyla yaparsan halı saha da düzenli spor olurmuş.

Dersler devam ettikçe gittikçe daha fazla keyif almaya başladım ve bir sonraki dersi iple çeker hale geldim, ki bunda en büyük pay eğitmenimize düşüyor bence. Yukarıda bahsettiğim farkındalık biraz bu noktada başladı aslında. BJJ’i iple çekiyorum ki bu süper, ama benim kafamda hala spor yapıyorum algısı yok. Sanki resim kursu gibi herhangi bir şeyin kursuna gidiyorum. 

İşin spor kısmı vücudumu dinlemeye başladığım zaman kafama dank etti. Birkaç hafta sonra farkettim ki eve geliyorum, sanki gelmeden önce üç saat spor salonunda ağırlık kaldırmış, beş saat boyunca da koşu bandında koşmuşum. O an farkettim ki, ben uzun zamandır çözemediğim düzenli spor yapma işini BJJ sayesinde çözmüşüm. Üstüne üstlük BJJ’in bir çok da artısını katarak işin içine. 

Ya Maymun İştahı Galip Gelirse?

Tabi burada küçük bir not düşmek istiyorum, “no pain no gain” diye bir laf var. Şimdilik işin başındayız. İleride muhtemelen güle oynaya gitmeyeceğim BJJ’e. Ama yine de şimdilik herşey güzel ve spor eşittir fitness kafasından kurtulduğum için önüm açık bence. Bir de işin şu kısmı var. Diyelim ki ben bir yıl sonra BJJ’den sıkıldım artık ve bırakmak istiyorum. Bıraksam bile kendime yeni bir yetenek katmış olacağım. En kötü başka başka sporlarla uğraşır, hepsini bir yıl sonra bırakırım, ama yine de kendim için yararlı bir çok şey öğrenmiş olabilirim. 

Body building veya spor salonuna gidip fitness yapma hastası olanlar bana kızabilirler burada. Ne var yani biz de spor salonuna gidip o kadar çalıştık kendimizi geliştirdik diye, ki bence sonuna kadar haklılar. Sadece ben şahsen bu spor salonuna gitme işinden bu zamana kadar pek haz etmedim. Kendimi sporun sadece bu olduğu mentalitesinden kurtardığım için memnunum. Ama tabi dediğim gibi bu benim düşüncem.

Kolay Mı Öyle BJJ Kursuna Falan Gitmek

Neyse, yine çok uzatmayayım. Son değinmek istediğim nokta ise işin biraz spordan ziyade ekonomik kısmı. Biliyorum ki çoğu insanın BJJ veya herhangi başka bir konuda eğitim alamamalarının nedeni ekonomik. Ama ben yine de insanların birazcık daha fırsatları kolladıkları sürece kendilerine ekonomik çözümler bulabileceklerine inanıyorum. Örneğin BJJ dahil birçok şeyin eğitimi grup olarak alınabiliyor. Ha kendinizi geliştirmeniz bu şekilde belki daha uzun sürer ama sürerse sürsün ne olacak sanki. Çoğumuzun amacı dünya şampiyonu olmak değil. Sonuç olarak ekonomik sebepler yüzünden olmaz denilen çoğu şeyin birazcık araştırma ve fırsat kollamakla olabileceğini düşünüyorum.

BJJ’e geri dönecek olursak, bana bu aydınlanmayı yaşattığı için BJJ’e ve eğitmenime teşekkür ediyor, bir sonraki dersi iple çekiyor ve önümüzdeki aylar bana ne gösterecek merakla bekliyorum.

İlgilenenler için benim ders aldığım yer ve hoca: Egemen Baranok – The Last Round

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.