Ölürken İyi Bir Hayat Geçirmişim Diyebilmek Üzerine


Geriye dönüp baktığımda zamanımı iyi kullanmış olduğumu görmek.

Yukarıdaki benim yaşam boyu hedeflerimden biri. Yani ölürken bilincim yerinde olursa, şöyle bir hayatımı gözden geçirip, “İyi ya, güzel bir hayat geçirmişim, zamanımı iyi değerlendirmişim, istediğim şeylere zaman ayırmışım, beni tatmin eden şeyler yapmışım.” diyebilmek istiyorum.

Ama bence bu hedef kendi içinde bir çelişki barındırıyor. Ben hem birçok şey başarmış olmak istiyorum, hem de bol bol gezip, sevdiklerimle bol bol vakit geçirip, hobilerimle uğraşıp, kendime bol bol vakit ayırmak istiyorum. Bunların hepsini yapacak zaman olmadığı aşikar. Belki bana öyle geliyordur ama yapmak istediğim her şeye istediğim kadar zaman ayırabilecek bir ömür yok sanki ortada. Zaten şimdi genciz güzeliz, ileride bir de yaşlılık çıkacak başımıza, birçok şeyi yapmamıza engel olacak.

Neyse, konumuza, yani çelişkimize dönelim. Bir insan, hayatının ne kadarında çalışmalı, ne kadarında keyfi şeylere zaman ayırmalı? Bunun dengesi ne olmalı? İnsan bütün hayatını çalışarak geçirip tonlarca şey başarırsa yine de mutsuz olur herhalde. En azından ben mutsuz olurum sadece çalıştım başka bir şey yapmadım diye. E her dakikayı keyfi şeyler yaparak geçirirsek yine mutsuz oluruz diye düşünüyorum. Bu sefer de şu ömürde yararlı hiçbir şey yapmadık diye hayıflanırız. Arada bir denge olması lazım.

Abi Sevdiğin Şeyi Yapacaksın, O Zaman İş Gibi Gelmiyorculuk

Ha işini severek yapma olayı var tabi ama bu da meseleyi tam çözmüyor. Örneğin ben şu anda işimi çok severek yapıyorum ama bu demek değil ki tüm zamanımı işe ayırırsam mutlu olurum. Böyle insanlar var, işini çok sevip bütün zamanını işe ayıran, halk arasında “işkolik” diye tabir edilen. Öyle bir hayat yaşayıp sonunda geriye dönüp “Ne iyi etmişim sürekli çalışarak.” demem gibi geliyor ama işte. Zaten işkolikler sevdiklerinden mi bu kadar çalışıyorlar, yoksa zorunluluk veya alışkanlık gibi sebeplerden dolayı mı bilmiyorum. Hepsinin kendine göre nedenleri vardır herhalde. Bana göre değil ama.

Bodrum Sahil

E peki bu denge nasıl kurulmalı? Bunun doğru bir cevabı var mı ki? Yok gibi geliyor açıkçası. İnsanın yıllar geçtikçe düşünceleri de değişiyor zaten. Şu anda doğru gözüken 5 yıl sonra yanlış gözükebiliyor. Belki de olay biraz da o an doğru olanı yapıp bunu yaparken o anın farkına varabilmektedir. Ama bu anların ne yaparak geçirileceğini anlık kararlarla belirlemek de doğru gelmiyor. Sonuçta belli prensipler ve amaçlara göre zamanı değerlendirmek lazım. Öbür türlü sürekli spontane düşünceler ve kararlarla yaşanan bir hayat fazla kaos getirir gibi geliyor. Katı bir şekilde dikte etmese de, bu anlara genel anlamda belli bir yön veren temel hedefler ve prensipler olmalı sanki. Yani insan kafasındaki belli bir düşünce yapısına göre karar verebilmeli yaşadığı anlarının ne kadarını çalışıp üretmek için kullanacağına, ne kadarını hayatın tadını çıkarmak için kullanacağına. Bu da bizi tekrardan en başa götürüyor, peki bunun dengesi ne olmalı?

Senin İçin Hava Hoş

Şu yukarıda yazdıklarımı dönüp bir okudum. Güzel güzel yazmışız, tartışmışız, etmişiz de, bir de şöyle bir şey var. İnsanların çoğu kendilerine şimdi ne yapsam diye soracak vakti bile bulamıyorlar. Sorabilseler bile bir işe yaramaz. Hatta işe yaramamakla kalmaz, insanı mutsuz eder belki de bu farkındalık. Çünkü çoğu insan zamanını hayatın koşulları yüzünden yapmak zorunda olduğu şeyleri yaparak geçiriyor zaten. Çoğu insan için bir seçim şansı yok ortada. Hayatta kalabilmek için yapılması gereken şeyler var ve onlar yapılıyor. Sadece maddi sebepler de değil bunu zorunlu kılan. Birçok insan maddi durumu iyi olsa da çeşitli manevi baskılar ve zorunluluklar yüzünden ne yapmak zorundaysa onu yapıyor. Düşünmeye fırsat bile bulamadan. Neyse. Konu nerelere geldi. Yola çıkarken bu son paragraf yoktu aslında kafamda ama aklıma gelince yazmak istedim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.