Suç ve Ceza – Fyodor Dostoyevski

Suç ve Ceza Fyodor Dostoyevski

Her şey insanın elinde, ama sırf bu korkaklığı yüzünden kaçırıyor fırsatları … gerçek bu işte … insanlar en çok neden korkarlar acaba? En çok korktukları ilk adımı atmak, ilk sözü söylemek.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.14

Ne dersin, binlerce hayırlı iş küçücük bir cinayeti bağışlatmaz mı?

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.83

-Kuşkusuz, yaşamaya hakkı yok, demişti subay. Ama ne yaparsın ki doğanın işi…

-Haklısın ama kardeşim, insanoğlu doğayı da düzenler, yönlendirir. Yoksa kör inançlar için gömülüp gider… Öyle olmasaydı tek bir büyük insan çıkmazdı.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.83

Bütün öteki canlılara karşı insanın tek üstünlüğüdür yalan söylemek.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.236

Kendi yalanını söylemek, başkasının gerçeğini söylemekten çok daha iyidir.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.236

“Sanki benden uzak olduklarında daha çok seviyorum onları” diye geçirdi içinden Raskolnikov.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.266

Gururlu kız! Beni kurtarmak için evlendiğini itiraf etmek istemiyor! Ah şu aşağılık insanlar! Nefret eder gibi severler… Oh, ne çok nefret ediyorum hepsinden!

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.272

Sosyalistlerin savundukları düşünceyi biliyorsundur: Suç sosyal düzenin bozukluğuna bir başkaldırıdır. Geçerli olan yalnızca budur, başkaca bir neden kabul edilemez. Hepsi o kadar!..

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.300

Belki de bu davranışının asıl nedeni, her birimiz, için bir zorunluluk olan toplumsal yaşamımızdaki şu törenlerde çoğu yoksulu, yalnızca “başkalarından geri” kalmamak, başkalarınca “ayıplanmamak” için biriktirdikleri son kapiklerini, son çabalarını harcamaya iten şu yoksul gururuydu.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.444

Niçin böylesine aptalım ben? Başkaları aptalsa, ben de bunu görüyorsam, onların aptal olduklarını biliyorsam niçin kendim akıllı olmak istemiyorum? Sonra anladım ki, Sonya, herkesin akıllı olmasını beklemeye kalkarsam bu çok uzun sürecek… Sonra gene anladım ki, asla gerçekleşmeyecek bir şeydir bu, insanlar değişemeyeceklerdir, kimse de değiştiremeyecektir onları, bunun için çaba harcamaya değmez… Evet, böyle işte! Bir doğa yasasıdır bu… Yasa, Sonya, doğa yasası! Öyle, işte!.. Şimdi şunu biliyorum Sonya, akılca da ruhça da kim sağlamsa, güçlüyse, insanlara o hükmedecektir. Kim daha yürekliyse, o haklıdır… Kim daha çok şeyi umursamıyorsa yasa koyucu o olup; gözü en pek olan herkesten haklı çıkıyor… Şimdiye dek böyle gelmiş, böyle gidecek! Ne var ki, körler göremezler bunu!

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.496

Estetik korkusu güçsüzlüğün ilk belirtisidir.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.609

Sekiz yıl sonra yalnızca otuz iki yaşında olacağının, yeni bir yaşama başlayabileceğinin ne anlamı olabilirdi? Niçin yaşayacaktı ki? Ne amacı olabilirdi? Neye yönelebilirdi? Yalnızca var olmak için mi yaşayacaktı? Oysa bir düşünce uğruna, bir umut, bir hayal uğruna bile varlığını vermeye eskiden beri hazırdı. Yalnızca var olmak hiçbir zaman yetmemişti ona. Hep daha çoğunu istemişti. Belki de yalnızca isteklerinin bu gücünden ötürü o zamanlar kendini, öteki insanların yapmalarına izin verilenden daha çoğunu yapmaya hakkı olan bir insan görüyordu.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.638

Evet, yasadışı bir şey yaptım. Yasaları çiğnedim, kan döktüm, öyleyse siz de yasanın dediğini yapın, kesin atın kafamı… olsun bitsin! Kuşkusuz, o zaman, iktidarı babalarından almayıp kendileri ele geçiren, insanlığa büyük hizmetler etmiş birçok kişinin kafasını daha ilk adımlarını attıklarında uçurmaları gerekirdi. Ama o insanlar attıkları adımda direndiler, bu yüzden de haklı çıktılar, ama ben dayanamadım, dolayısıyla adımımı atmak hakkını kazanamadım.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.636

Teorilerin yerini yaşam almıştı.

Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza, S.643

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.